Geceyi Arayan Minik Ateş Böceği Pırıltı Masalı

Minik ateş böceği Pırıltı, kasabadaki gereksiz ve parlak ışıklar yüzünden yıldızları ve arkadaşlarının ışıklarını göremez. Kasaba halkı ihtiyaç olmayan lambaları kapatıp ışıkları doğru yöne çevirince gökyüzü yeniden yıldızlarla dolar. Pırıltı böylece doğayı korumak için gecenin de karanlığa ihtiyacı olduğunu herkese öğretir.

sesli dinlemek icin tiklayin

Geceyi Arayan Minik Ateş Böceği Pırıltı

Uzak dağların ardında, çiçek kokulu bahçeleri ve küçük taş evleriyle Ihlamur Kasabası vardı. Gündüzleri kasabanın sokaklarında çocuk sesleri duyulur, arılar çiçekten çiçeğe uçar, serçeler çatılarda neşeyle ötüşürdü.

Güneş batınca gökyüzü koyu maviye döner, yıldızlar birer birer ortaya çıkardı.

Kasabanın yakınındaki çalılıkların arasında ise Pırıltı adında küçük bir ateş böceği yaşardı.

Pırıltı’nın kuyruğunda minicik, sarı bir ışık vardı.

“Pır… pır… pır…”

Pırıltı her akşam ışığını yakar, arkadaşlarıyla birlikte gökyüzünün altında dans ederdi.

Bir ateş böceği yukarı çıkar, diğeri aşağı inerdi.

Biri sağa döner, diğeri sola kıvrılırdı.

Uzaktan bakıldığında hepsi, çimenlerin üzerinde dolaşan yıldızlara benzerdi.

Pırıltı’nın en sevdiği şey, gökyüzündeki Büyük Ayı yıldızını bulmaktı.

Her gece başını kaldırır ve:

“İşte orada!” diye sevinirdi.

Fakat kasaba büyüdükçe geceler değişmeye başladı.

Önce meydanın ortasına büyük bir lamba dikildi.

Sonra dükkânların önüne parlak tabelalar asıldı.

Bahçelere, balkonlara ve sokaklara yeni ışıklar yerleştirildi.

Bazı lambalar sabaha kadar hiç sönmüyordu.

Bir gece Pırıltı, arkadaşlarıyla dans etmek için çalılıktan çıktı.

Kuyruğundaki ışığı yaktı.

“Pır… pır… pır…”

Fakat kendi ışığını bile zor görüyordu.

Kasabanın parlak lambaları her yeri gündüz gibi aydınlatmıştı.

Pırıltı gökyüzüne baktı.

Büyük Ayı yıldızı yoktu.

Küçük yıldızlar da görünmüyordu.

“Yıldızlar nereye gitti?” diye sordu.

Arkadaşı Minik Güve Pamuk kanatlarını çırptı.

“Belki başka bir gökyüzüne taşınmışlardır.”

Gece kelebeği Lila başını salladı.

“Yıldızlar taşınmaz. Ama bu kadar çok ışığın arasında onları göremiyoruz.”

Pırıltı’nın içi burkuldu.

Arkadaşlarını çağırmak için ışığını biraz daha parlattı.

Fakat diğer ateş böcekleri onun işaretini fark edemedi. Kasabanın ışıkları, Pırıltı’nın minicik parıltısını saklıyordu.

O gece kimse dans edemedi.

Pırıltı ertesi akşam kasabanın içine doğru uçmaya karar verdi.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Sihirli Kitap Masalı

“Geceyi bulacağım,” dedi. “Belki bir yerlerde saklanıyordur.”

Önce fırının önüne gitti. Kapının üzerindeki büyük tabela pırıl pırıl yanıyordu.

Pırıltı, Fırıncı Hasan Amca’nın penceresine kondu.

“Hasan Amca, geceyi gördün mü?” diye sordu.

Hasan Amca şaşırdı.

“Gece mi? Dışarıda değil mi?”

“Dışarısı çok aydınlık,” dedi Pırıltı. “Yıldızları göremiyoruz.”

Hasan Amca tabelasına baktı.

“Fırını kapattığım hâlde tabela sabaha kadar yanıyor,” dedi. “Oysa buna hiç gerek yok.”

Düğmeye bastı.

Tık!

Tabela söndü.

Kasabanın üzerinde küçücük bir karanlık parçası belirdi.

Pırıltı sevinçle döndü.

“Bir ışık söndü, bir yıldız göründü!”

Gökyüzünde minicik bir yıldız parlamıştı.

Pırıltı yoluna devam etti.

Bir evin bahçesinde, hiç kimsenin oturmadığı masanın üzerini üç büyük lamba aydınlatıyordu.

Evde yaşayan Elif, pencereden dışarı bakıyordu.

Pırıltı cama kondu.

“Elif, bahçedeki lambalar neden yanıyor?” diye sordu.

Elif omuzlarını kaldırdı.

“Unutmuşuz.”

Pırıltı gökyüzünü gösterdi.

“Lambalar çok parlak olunca gece yaşayan hayvanlar yönlerini bulamıyor. Biz ateş böcekleri de birbirimizin ışığını göremiyoruz.”

Elif hemen bahçeye çıktı.

Tık, tık, tık!

Üç lambayı da kapattı.

“Bir ışık söndü, bir yıldız göründü!” dedi Pırıltı.

Bu kez gökyüzünde üç küçük yıldız daha belirdi.

Pırıltı, kasaba meydanına uçtu.

Meydandaki lambalardan biri boş sokağı aydınlatıyor, diğeri doğrudan gökyüzüne doğru parlıyordu.

Kasabanın bekçisi İsmail Amca, Pırıltı’yı görünce:

“Bu saatte tek başına ne yapıyorsun?” diye sordu.

“Geceyi arıyorum,” dedi Pırıltı. “Gereksiz ışıklar yüzünden yıldızlar görünmüyor.”

İsmail Amca lambaları dikkatle inceledi.

“Güvenlik için bazı ışıkların yanması gerekir,” dedi. “Ama ışığı gökyüzüne değil, yürüdüğümüz yola yöneltebiliriz.”

Lambalardan birini kapattı. Diğerinin başlığını da aşağı çevirdi.

Meydan hâlâ güvenli biçimde aydınlıktı. Fakat ışık artık gökyüzüne dağılmıyordu.

Pırıltı başını kaldırdı.

“Bir ışık söndü, bir yıldız göründü!”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Keloğlan ile Dev

Gökyüzünde artık pek çok yıldız vardı.

Kasaba halkı, Pırıltı’nın sesini duymuştu. Evlerin pencereleri birer birer açıldı.

“Yıldızları gerçekten göremiyormuşuz,” dedi biri.

“Balkon lambasını açık bırakmışım,” dedi bir başkası.

“Dükkân tabelamız sabaha kadar boşuna yanıyor,” dedi bakkal.

Kasabalılar yalnızca ihtiyaç duydukları lambaları açık bıraktılar. Perdeleri kapattılar. Bahçe ışıklarını azalttılar. Gökyüzüne dönük lambaları yere çevirdiler.

Her ışık kapandığında çocuklar hep birlikte aynı sözü söyledi:

“Bir ışık söndü, bir yıldız göründü!”

Az sonra Ihlamur Kasabası’nın üstünde karanlık, yumuşacık bir örtü gibi yayıldı.

Bu karanlık korkutucu değildi.

Ay, çatıların üzerine gümüş ışığını bırakıyordu.

Yıldızlar yeniden gökyüzünü doldurmuştu.

Gece kuşları yuvalarından çıktı.

Güveler sakin sakin uçmaya başladı.

Ateş böcekleri birbirlerinin işaretlerini gördü.

“Pır… pır… pır…”

Pırıltı arkadaşlarının yanına döndü.

Hep birlikte çimenlerin üzerinde ışıklı bir halka oluşturdular. Sonra yukarı çıktılar, aşağı indiler, sağa döndüler ve sola kıvrıldılar.

Kasabanın çocukları pencerelerden onları izliyordu.

Elif gökyüzünü işaret etti.

“Bakın! Büyük Ayı!”

Pırıltı da başını kaldırdı.

En sevdiği yıldız yeniden oradaydı.

O geceden sonra Ihlamur Kasabası’nda bütün ışıklar tamamen kapatılmadı. Sokaklar ve yollar güvenli olacak kadar aydınlatıldı. Fakat kimse ihtiyaç olmayan lambaları açık bırakmadı.

Böylece elektrik boşa harcanmadı, gece yaşayan canlılar yollarını yeniden buldu ve çocuklar yıldızları seyredebildi.

Pırıltı ise her akşam ışığını yakıp kasabanın üzerinde uçtu.

“Pır… pır… pır…”

Bir lambanın boşuna yandığını gördüğünde pencerelere yaklaşır ve yumuşak bir sesle şöyle derdi:

“Gece de doğanın bir parçasıdır. Bir ışık sönerse, belki bir yıldız yeniden görünür.”

Geceyi Arayan Minik Ateş Böceği Pırıltı Masalı İle İlgili Pedagojik Formatta Soru Cevap Bölümü

Bu Geceyi Arayan Minik Ateş Böceği Pırıltı Masalındaki soru-cevaplar çocukların hikâyeyi daha iyi anlamasını, karakterlerin davranışlarını değerlendirmesini ve güvenli davranış alışkanlığı kazanmasını destekler.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Bamsı Beyrek Masalı

Soru 1: Pırıltı ve arkadaşları neden yıldızları göremedi?

Cevap: Kasabadaki gereksiz ve çok parlak lambalar gökyüzünü aydınlatıyordu. Bu yüzden yıldızlar görünmüyor, ateş böcekleri de birbirlerinin ışığını seçemiyordu.

Soru 2: Kasaba halkı geceyi ve yıldızları yeniden görebilmek için ne yaptı?

Cevap: İhtiyaç olmayan lambaları kapattılar, bazı ışıkları gökyüzü yerine yere doğru çevirdiler ve yalnızca gerekli olan aydınlatmaları açık bıraktılar. Böylece hem enerji tasarrufu yaptılar hem de gece yaşayan canlılara yardımcı oldular.

Evet, Geceyi Arayan Minik Ateş Böceği Pırıltı Masalı adlı masalımızda burada bitti. Sizde Geceyi Arayan Minik Ateş Böceği Pırıltı Masalı gibi Doğa ve Çevre Hikayeleri yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.

masal gonder

MasalAbi

Masal Abi Olarak Çocuklarıma Okumayacağım Hiçbir Masalı Evlatlarınıza Okumayacağımdan Emin Olabilirsiniz. Bende Bir Baba Olarak Kendi Evlatlarıma Okumadığım Hiçbir Masalı Sizlere Sunmuyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu