Keloğlan ve Değirmencinin İnatçı Eşeği Masalı

Keloğlan, annesinin buğdayını öğütmek için köy değirmenine gider. Fakat değirmencinin eşeği, un çuvallarını taşıyan arabayı bir türlü çekmek istemez. Herkes eşeğin inat ettiğini düşünürken Keloğlan, kimsenin fark etmediği küçük bir sorunun peşine düşer.

sesli dinlemek icin tiklayin

Keloğlan ve Değirmencinin İnatçı Eşeği

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Anadolu’nun yemyeşil köylerinden birinde Keloğlan ile annesi yaşarmış.

Keloğlan iyi yürekli, meraklı, biraz da şakacı bir delikanlıymış. Kimi zaman öyle düşüncelere dalarmış ki annesinin kendisine seslendiğini bile duymazmış.

Bir sabah annesi, mutfaktaki buğday çuvalını göstererek:

— Keloğlan oğlum, bugün değirmene gidip şu buğdayı öğütür müsün? Yarın misafirlerimiz gelecek. Onlara sıcacık ekmek yapacağım, demiş.

Keloğlan hemen yerinden kalkmış.

— Sen hiç merak etme ana! Öyle güzel un getireceğim ki ekmekler fırından çıkınca kendiliğinden sofraya koşacak!

Annesi gülmüş.

— Sen önce ununu getir de ekmeklerin koşup koşmayacağına sonra bakarız.

Keloğlan çuvalı sırtına alıp yola çıkmış.

Köyün değirmeni, derenin hemen yanında bulunuyormuş. Suyun döndürdüğü büyük çark, sabahtan akşama kadar buğdayları öğütürmüş.

Keloğlan değirmene yaklaştığında tuhaf bir manzarayla karşılaşmış.

Değirmenci Hasan Usta, un çuvallarıyla dolu arabasının önünde durmuş, eşeğini hareket ettirmeye çalışıyormuş.

— Haydi Karakulak! Biraz daha gayret et!

Ama eşek bir adım bile atmıyormuş.

Hasan Usta yuları hafifçe çekmiş.

Eşek kulaklarını geriye yatırmış.

Usta bir adım öne yürümüş.

Eşek başını başka tarafa çevirmiş.

Keloğlan şaşırmış.

— Hayrola Hasan Usta? Karakulak bugün izin mi kullanıyor?

Hasan Usta alnındaki teri silmiş.

— Sorma Keloğlan! Sabah beri şu arabayı hareket ettiremedik. Unları fırına götürmem gerekiyor.

Keloğlan eşeğe yaklaşmış.

— Karakulak kardeş, sen de biraz yardımcı olsan ne güzel olacak!

Eşek yalnızca kulaklarını oynatmış.

Keloğlan ciddi bir yüzle başını sallamış.

— Anladım. Demek ki pazarlık istiyorsun.

Hasan Usta gülmüş.

— Ne pazarlığı?

— Bir havuç verirsek belki anlaşırız.

Keloğlan, Hasan Usta’nın izniyle eşeğe bir havuç uzatmış. Karakulak havucu keyifle yemiş.

— İşte şimdi! demiş Keloğlan. Haydi yürüyelim.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Küçük Dalga ve Büyük Okyanus

Ama Karakulak yine yerinden kıpırdamamış.

Keloğlan şaşkınlıkla eşeğe bakmış.

— Vay arkadaş! Havucu yedin, işi unuttun!

Hasan Usta kahkahayı basmış.

Keloğlan bu kez eşeği neşelendirmeye karar vermiş.

Değirmenin yanındaki boş tenekeye parmağıyla hafifçe vurarak ritim tutmuş.

— Haydi Karakulak, tıpış tıpış! Unlar bekler, yollar geniş!

Fakat eşek tenekeden çıkan sesi duyunca ürkerek başını kaldırmış.

Keloğlan hemen durmuş.

— Tamam, tamam! Şarkımı beğenmediysen başka söylemem.

Karakulak biraz sakinleşmiş ama yine yürümemiş.

Keloğlan bir taşın üzerine oturmuş.

— Hasan Usta, acaba eşeğin gerçekten inat mı ediyor?

— Başka ne olabilir?

— Bilmiyorum ama bir de ona dikkatlice bakalım.

Keloğlan eşeğin bacaklarına, arabaya ve çuvallara bakmış.

Karakulak yorulmuş gibi görünüyormuş. Fakat daha ilginç bir şey varmış.

Eşek, araba hafifçe kıpırdadığında kulaklarını dikiyor, sonra hemen duruyormuş.

Keloğlan bunu fark edince Hasan Usta’ya seslenmiş:

— Usta, sen arabayı birazcık oynatabilir misin? Eşeği çekme, yalnızca arabanın arkasından hafifçe it.

Hasan Usta çuvalları kaydırmadan arabaya küçük bir hareket vermiş.

Takır! Tak! Takır!

Karakulak ürküp yana çekilmiş.

Keloğlan’ın gözleri parlamış.

— İşte! Bir ses duyunca korkuyor!

Hasan Usta şaşırmış.

— Ne sesi?

Keloğlan arabanın altına eğilmeden, yan tarafından tekerleklere bakmış.

Bir tekerleğin yakınında eski bir teneke kap sallanıyormuş. Hasan Usta bu kabı, yolculuk sırasında su taşıyabilmek için arabaya asmış. Ama ipin düğümü gevşediğinden teneke, araba hareket ettikçe tahtaya çarpıyormuş.

Keloğlan kabı göstermiş.

— Şu tenekeye bak Usta!

Hasan Usta tenekeyi dikkatlice yerinden çıkarmış.

— Vay canına! Bütün gürültü bundan mı çıkıyormuş?

Keloğlan gülmüş.

— Karakulak’ın kulağı bizimkinden keskin. Biz konuşurken duymadık ama o her adımda tenekeyi dinlemiş!

Hasan Usta tenekeyi arabanın içine sağlamca yerleştirmiş. Ardından çuvalları kontrol etmiş, yükü iki yana dengeli biçimde dağıtmış.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Kayıp Harfler Diyarı

— Şimdi yeniden deneyelim, demiş.

Keloğlan bir adım geri çekilmiş.

Hasan Usta, Karakulak’a yumuşak bir sesle seslenmiş:

— Haydi bakalım dostum. Yolumuz açık.

Karakulak önce bir kulağını oynatmış.

Sonra ön ayağını kaldırmış.

Bir adım…

İki adım…

Üç adım…

Araba sessizce ilerlemeye başlamış!

Keloğlan sevinçle ellerini çırpmış.

— Yaşa Karakulak! Meğer sen inatçı değil, müzik seçen bir eşekmişsin!

Hasan Usta gülmekten kendini alamamış.

— Demek ben sabahtan beri yanlış şeyi düzeltmeye çalışıyormuşum!

Karakulak da sanki söylenenleri anlamış gibi uzun uzun anırmış.

— Aiii! Aiii!

Keloğlan hemen cevap vermiş:

— Rica ederim Karakulak! Teşekküre gerek yok!

İkisi yeniden kahkahalarla gülmüş.

Hasan Usta arabayı köy fırınına götürmüş. Keloğlan da değirmene dönerek annesinin getirdiği buğdayı öğüttürmüş.

Bir süre sonra un çuvalıyla eve doğru yürürken Karakulak’ı yeniden görmüş.

Eşek yol kenarındaki gölgede dinleniyor, önündeki otu sakince yiyormuş.

Keloğlan yanına yaklaşmış.

— Bugün bize güzel bir ders verdin Karakulak. Biri bir şeyi yapmak istemiyorsa önce nedenini anlamalı, değil mi?

Karakulak kulağını oynatmış.

Keloğlan gülmüş.

— Anlaştık!

Akşam eve döndüğünde annesi onu kapıda karşılamış.

— Hoş geldin oğlum. Unu getirdin mi?

Keloğlan çuvalı göstererek:

— Getirdim ana. Hem bugün bir eşekle de uzun uzun konuştum, demiş.

Annesi şaşırmış.

— Eşek sana ne söyledi?

Keloğlan ciddi bir yüzle düşünmüş.

— Tek kelime etmedi ama ben yine de ne demek istediğini anladım.

Annesi gülmüş.

— İyi de oğlum, sen sabahtan beri neredeydin?

— Değirmendeydim ana. Biraz da Karakulak’ın derdini çözdüm.

— Peki, Karakulak’ın derdi neymiş?

Keloğlan çuvalı yere bırakmış.

— Hasan Usta onu inatçı sanmış. Meğer zavallı her adımda teneke sesi duyup korkuyormuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Lazımlık Kullanmayı Öğrenen Minik Ördek Duru Masalı

Annesi başını sallamış.

— Demek dikkatlice bakınca mesele anlaşılmış.

Keloğlan gülümsemiş.

— Aynen öyle ana. Ama benim karnımın meselesini çözmek için dikkatlice bakmaya gerek yok!

— Nedenmiş?

Keloğlan karnını göstermiş.

— Çünkü kendisi birazdan yüksek sesle konuşmaya başlayacak!

Tam o sırada karnından bir gurultu yükselmiş.

Gurrr!

Annesi kahkahalarla gülmüş.

— Senin karnına da bir teneke mi bağladılar yoksa?

Keloğlan da gülmüş.

— Yok ana! Ona yalnızca sıcak ekmek lazım!

Annesi mutfağa geçmiş, Keloğlan da sofrayı hazırlamaya yardım etmiş.

Ertesi sabah evden taze ekmek kokuları yükselirken Keloğlan, değirmen yolundan gelen tanıdık anırmayı duymuş.

Karakulak yine iş başındaymış.

Ama bu kez arabanın tekerleklerinden hiç ses gelmiyormuş.

Keloğlan pencereden el sallamış.

— Kolay gelsin Karakulak! Bugün konser yok mu?

Karakulak bir kez daha anırmış.

Keloğlan kahkahayı basmış.

— Tamam, tamam! Sen söyle, biz dinleyelim!

Ve o gün köyde herkes, Keloğlan’ın eşeği yürütmek için ne havuçtan ne de şarkıdan vazgeçtiğini, yalnızca korktuğu sesi bulup sorunu çözdüğünü konuşmuş.

Keloğlan ve Değirmencinin İnatçı Eşeği Masalı ile İlgili Pedagojik Soru-Cevap Bölümü

Soru 1: Karakulak neden arabayı çekmek istemiyordu?

Cevap: Araba hareket ettiğinde gevşek duran teneke kabın çıkardığı yüksek sesten ürküyordu. Keloğlan bunu dikkatli gözlem yaparak fark etti.

Soru 2: Keloğlan sorunu nasıl çözdü?

Cevap: Eşeği zorlamak yerine neden durduğunu anlamaya çalıştı. Hasan Usta tenekeyi sabitleyip yükü kontrol edince Karakulak sakinleşerek yürümeye başladı.

Evet, Keloğlan ve Değirmencinin İnatçı Eşeği Masalı adlı masalımızda burada bitti. Sizde Keloğlan ve Değirmencinin İnatçı Eşeği masalı gibi Keloğlan Masalları yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk Keloğlan ve Değirmencinin İnatçı Eşeği masalı gibi masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.

masal gonder

MasalAbi

Masal Abi Olarak Çocuklarıma Okumayacağım Hiçbir Masalı Evlatlarınıza Okumayacağımdan Emin Olabilirsiniz. Bende Bir Baba Olarak Kendi Evlatlarıma Okumadığım Hiçbir Masalı Sizlere Sunmuyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu