Ateşini Kaybeden Minik Ejderha Masalı

Küçük ejderha Doruk, Işık Şenliği'nde arkadaşlarına yol göstereceği gün ağzından bir türlü ateş çıkaramaz. Ateşini geri kazanmak için çeşitli yollar denese de başarılı olamaz. Şenliğin başlamasına çok az zaman kalınca Doruk, arkadaşlarıyla birlikte ateş olmadan da karanlığı aydınlatabileceklerini keşfeder.

sesli dinlemek icin tiklayin

Ateşini Kaybeden Minik Ejderha

Yüksek dağların arasında, bulutların bazen bacalara takıldığı küçük bir ejderha köyü varmış.

Bu köyde Doruk adında, yeşil pullu, kısa kanatlı, sevimli bir ejderha yaşarmış.

Doruk’un en sevdiği şey uçmakmış. Fakat kanatları henüz çok güçlenmediği için uzun uzun uçamaz, birkaç kez kanat çırptıktan sonra çimenlere konarmış.

Bir de ağzından küçük kıvılcımlar çıkarabilirmiş.

Pıf!

Bazen kırmızı, bazen turuncu bir ışık parıldar, sonra hemen kaybolurmuş.

Doruk bu yeteneğiyle gurur duyarmış.

Çünkü o akşam köyde yılın en güzel günü kutlanacakmış:

Işık Şenliği!

Her yıl köyün bütün canlıları, dağın eteğindeki büyük çayıra toplanırmış. Rengârenk fenerler asılır, şarkılar söylenir, yıldızlar ortaya çıkıncaya kadar oyunlar oynanırmış.

Doruk’un görevi ise şenliğin başlangıcında büyük taş feneri yakmakmış.

Bu görevi ona büyükannesi vermiş.

— Artık büyüdün Doruk, demiş. Bu yıl ilk ışığı senin yakmanı istiyorum.

Doruk sevinçten küçük bir takla atmış.

— Ben mi? Gerçekten mi?

— Elbette. Ama unutma, ateşini yalnızca güvenli yerde ve büyüklerin yanındayken kullanacaksın.

Doruk heyecanla başını sallamış.

O günden sonra her sabah büyükannesinin gözetiminde taş fenerin yanında alıştırma yapmış.

Pıf!

Küçücük bir kıvılcım…

Pıf!

Biraz daha parlak bir kıvılcım…

Ve nihayet şenlik günü gelmiş.

Doruk erkenden uyanmış.

Pencereden baktığında güneş dağların üzerinden yükseliyormuş.

— Bugün büyük gün! demiş.

Yüzünü yıkamış, kahvaltısını yapmış, sonra bahçeye çıkmış.

— Bir kez daha deneyeyim!

Derin bir nefes almış.

Ağzını açmış.

Püüüf!

Ama hiçbir şey olmamış.

Doruk şaşırmış.

Bir daha denemiş.

Püüüüf!

Bu kez yalnızca minicik bir duman bulutu çıkmış.

Doruk gözlerini kocaman açmış.

— Ateşim nerede?

Üçüncü kez denemiş.

Yine olmamış.

Doruk telaşla büyükannesinin yanına koşmuş.

— Büyükanne! Ateşim kayboldu!

Büyükannesi onu dikkatle dinlemiş.

— Dün çok alıştırma yaptın mı?

— Biraz…

— Ne kadar biraz?

Doruk patileriyle saymaya başlamış.

— Bir, iki, üç… Sonra saymayı unuttum.

Büyükannesi gülümsemiş.

— Belki de bugün dinlenmeye ihtiyacın vardır.

Ama Doruk şenliği düşünüyormuş.

— Ya akşama kadar ateşim geri gelmezse?

— O zaman birlikte başka bir çözüm buluruz, demiş büyükannesi.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Korkut Ata ve Altın Yay

Doruk biraz rahatlamış ama yine de kıvılcımını geri kazanmak istiyormuş.

Önce komşuları olan sincap Fındık’ın yanına gitmiş.

Fındık cevizleri büyük bir sepete dolduruyormuş.

— Fındık! Ateşim kayboldu!

Sincap şaşkınlıkla başını kaldırmış.

— Nasıl kayboldu? Yere mi düşürdün?

Doruk üzgünce cevap vermiş:

— Hayır. Ağzımı açıyorum ama çıkmıyor.

Fındık düşünmüş.

— Belki biraz neşelenirsen geri gelir. Sana komik bir şey anlatayım.

Doruk merakla yaklaşmış.

Fındık ciddi bir sesle sormuş:

— Bir ceviz neden ağaca çıkamazmış?

— Neden?

— Çünkü zaten ağaçtan düşmüş!

Doruk önce sessiz kalmış.

Sonra gülmeye başlamış.

— Hahaha! Fındık, sen gerçekten tuhafsın!

Sincap umutla sormuş:

— Ateşin geldi mi?

Doruk bir kez nefes vermiş.

Püf!

Hiç kıvılcım çıkmamış.

— Hayır, demiş. Ama biraz keyfim yerine geldi.

İkisi birlikte çayıra doğru yürümüş.

Orada tavşan Elif, şenlik için renkli fenerler hazırlıyormuş.

Fenerlerin üzerinde yıldızlar, çiçekler ve ay resimleri varmış.

Doruk fenerleri görünce yeniden üzülmüş.

— Bunları akşam nasıl aydınlatacağız?

Elif şaşkınlıkla sormuş:

— Neden? Senin ateşin ne oldu?

Doruk başını eğmiş.

— Çıkmıyor.

Elif biraz düşünmüş.

— Benim bir fikrim var! Gündüz fenerleri güneşin altında bekletsek?

Fındık hemen atılmış:

— O zaman güneş ışığı içlerinde kalır mı?

Doruk fenerlerden birine bakmış.

— Keşke kalsaydı!

Elif omuzlarını silkmiş.

— Denemeden bilemeyiz.

Üç arkadaş fenerleri güneşli bir yere dizmiş.

Bir süre beklemişler.

Sonra fenerlerden birini ağacın gölgesine götürmüşler.

Ama fener kendi kendine parlamamış.

Fındık burnunu kaşımış.

— Demek ki fenerler güneş ışığını ceplerine koyamıyormuş.

Doruk hafifçe gülmüş.

— Benim de cebim yok zaten!

Üç arkadaş yine kahkahalarla gülmüş.

Güneş yavaş yavaş batıya doğru ilerliyormuş.

Şenliğe çok az zaman kalmış.

Doruk büyükannesinin yanına dönmüş.

— Büyükanne, ateşim hâlâ yok. Şenliği mahvettim galiba.

Büyükannesi onun yanına oturmuş.

— Şenlik daha başlamadı bile. Hem bütün köyün sevinci yalnızca senin ateşine bağlı değil.

Doruk çayırdaki fenerlere bakmış.

— Ama herkes ilk ışığı benim yakmamı bekliyor.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Zaman Makinesi

— Bazen ilk düşündüğümüz yol işe yaramaz, demiş büyükannesi. O zaman başka bir yol buluruz.

Tam o sırada çalılıkların arasından küçücük bir ışık parlamış.

Sonra bir tane daha…

Ardından üçüncüsü…

Doruk heyecanla ayağa kalkmış.

— Büyükanne! Bak!

Çalıların çevresinde ateş böcekleri uçuşuyormuş.

Minik ışıkları karanlıkta yanıp sönüyormuş.

Fındık da onları görmüş.

— Doruk! Ateş böcekleri!

Elif sevinçle ellerini çırpmış.

— Onların ışığı var!

Doruk’un aklına bir fikir gelmiş.

— Acaba şenliğin başlangıcında bize eşlik etmek isterler mi?

Üç arkadaş ateş böceklerinin uçtuğu yere yaklaşmış.

Doruk kibarca seslenmiş:

— Merhaba! Biz bu akşam şenlik yapacağız. Büyük çayıra kadar uçup bize yol göstermek ister misiniz?

Ateş böceklerinin arasından en parlak olanı öne çıkmış.

Adı Işıl’mış.

— Biz de dans etmeyi severiz, demiş. Ama fenerlerin içine girmek istemeyiz. Gökyüzünde özgürce uçmak daha güzel.

Doruk hemen başını sallamış.

— Elbette! Sadece yanımızda uçmanız yeterli.

Işıl kanatlarını açmış.

— O zaman güneş batınca buluşalım!

Akşam olduğunda bütün köylüler büyük çayıra toplanmış.

Fenerler ağaçlara asılmış, sofralar hazırlanmış, çocuklar oyun oynamaya başlamış.

Fakat büyük taş fener henüz yanmıyormuş.

Doruk kalabalığın önüne çıkmış.

Bir an herkes sessizleşmiş.

Doruk derin bir nefes almış.

— Arkadaşlar, bugün küçük bir sorun yaşadım, demiş. Ateşim çıkmıyor.

Köylüler şaşkınlıkla birbirlerine bakmış.

Doruk devam etmiş:

— Ama yine de şenliğimize başlayabiliriz. Çünkü bize yardım edecek arkadaşlar buldum!

Tam o sırada çalılıkların arasından Işıl yükselmiş.

Ardından onlarca ateş böceği havalanmış.

Bir ışık…

İki ışık…

Üç ışık…

Küçücük ışıklar çayırın üzerinde yanıp sönmeye başlamış.

Önce daire çizmişler.

Sonra yıldız biçiminde uçmuşlar.

Ardından rengârenk fenerlerin çevresinde dönmüşler.

Çayırın ortasında sanki yüzlerce minik yıldız dans ediyormuş.

Çocuklar sevinçle bağırmış.

— Ne kadar güzeller!

Fındık neşeyle Doruk’un yanına gelmiş.

— Bak! Şenliğin ilk ışığını yine sen getirdin!

Doruk şaşırmış.

— Ama ben ateş çıkaramadım ki!

Elif gülümsemiş.

— Olsun. Ateş böceklerini sen davet ettin!

Doruk başını kaldırıp ışıkları izlemiş.

O kadar güzel görünüyorlarmış ki bir an ateşini kaybettiğini unutmuş.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gökkuşağı Şehri ve Yedi Kapı

Şenlik boyunca arkadaşlarıyla oyunlar oynamış, şarkılar söylemiş, fenerlerin altında dolaşmış.

Büyük taş fener o akşam yakılmamış. Fakat kimse eksikliğini hissetmemiş.

Çünkü çayır, dans eden ateş böceklerinin ışıklarıyla parlıyormuş.

Gece sonunda Doruk, büyükannesinin yanına gitmiş.

— Büyükanne, bugün başka bir şey öğrendim.

— Neymiş o?

Doruk gülümsemiş.

— Ateşim olmasa da güzel bir şey yapabiliyormuşum.

Büyükannesi onu kanadının altına almış.

— Elbette yapabilirsin.

Doruk esnemiş.

— Ama yarın ateşim geri gelir mi acaba?

— Dinlenelim, yarın bakarız.

O gece Doruk erkenden yatağına yatmış.

Sabah güneş doğduğunda gözlerini açmış, güzelce gerinmiş.

Büyükannesiyle kahvaltı ettikten sonra güvenli alıştırma alanına gitmiş.

Derin bir nefes almış.

Ağzını açmış.

Pıf!

Minicik turuncu bir kıvılcım çıkmış!

Doruk sevinçle zıplamış.

— Büyükanne! Geri geldi!

Büyükannesi gülmüş.

— Hoş geldin küçük kıvılcım!

Doruk bir kıvılcım daha çıkarmış.

Pıf!

Sonra durmuş.

— Büyükanne, gelecek yıl şenlikte hem benim ateşim hem de Işıl’ın ışıkları olsun mu?

— Bence harika olur!

Doruk neşeyle kanatlarını çırpmış.

— O zaman gelecek yıl iki kat güzel bir şenlik yapacağız!

Ve küçük ejderha o günden sonra ateşini çok sevmiş.

Ama kendisini özel yapan tek şeyin ağzından çıkan kıvılcımlar olmadığını da hiç unutmamış.

Ateşini Kaybeden Minik Ejderha Masalı ile İlgili Pedagojik Soru-Cevap Bölümü

Soru 1: Doruk ateşini çıkaramayınca ne yaptı?

Cevap: Önce arkadaşlarının önerilerini denedi, ardından büyükannesinden yardım istedi. Sonunda ateş böceklerini şenliğe davet ederek farklı bir çözüm buldu.

Soru 2: Doruk ateşi olmadan da şenliğe nasıl katkı sağladı?

Cevap: Işıl ve arkadaşlarının ışıklarıyla güzel bir gösteri hazırlanmasını sağladı. Böylece bir sorunu çözmek için farklı yollar düşünülebileceğini gördü.

Evet, Ateşini Kaybeden Minik Ejderha Masalı adlı masalımızda burada bitti. Sizde Ateşini Kaybeden Minik Ejderha masalı gibi Fantastik Masallar yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk Ateşini Kaybeden Minik Ejderha masalı gibi masal okuyarak uyuyacak. Ateşini Kaybeden Minik Ejderha masalı gibi Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.

masal gonder

MasalAbi

Masal Abi Olarak Çocuklarıma Okumayacağım Hiçbir Masalı Evlatlarınıza Okumayacağımdan Emin Olabilirsiniz. Bende Bir Baba Olarak Kendi Evlatlarıma Okumadığım Hiçbir Masalı Sizlere Sunmuyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu