Kayıp Hazine

Ali ve Elif, cesaret, zeka ve dostlukla "Kayıp Hazine Adası"na giderek gizemli bilmeceleri çözer ve hazineyi bulurlar. Ancak, hazinenin gerçek anlamı altınlar değil, bilgi, cesaret ve dostluktur. Yardımlaşarak zorlukları aşan kardeşler, öğrendikleri değerleri köylerine geri götürürler. Maceraları boyunca dostluk, bilgelik ve cesaretin en büyük hazine olduğunu keşfederler.

Kayıp Hazine

Bir zamanlar, denizlerin ortasında kimsenin bilmediği gizemli bir ada varmış. Bu adaya “Kayıp Hazine Adası” denirmiş çünkü eski efsanelere göre, orada saklı büyük bir hazine varmış. Ancak bu hazineye ulaşabilen kimse olmamış çünkü sadece cesur, zeki ve iyi kalpli olanlar bu hazineyi bulabilirmiş.

Bir gün, Ali ve Elif adındaki iki kardeş, bu hazineyi bulmaya karar vermiş. Ali cesur, Elif ise çok zekiymiş. Hazineyi bulmanın yollarını düşünerek hazırlık yapmışlar. Ali, sağlam bir harita hazırlamış ve su geçirmez bir çanta almış, Elif ise hazine hakkında okuduğu tüm bilgileri yanında getirmiş. Sabah erkenden, küçük teknelerine binip, denizlere açılmışlar.

Yolculukları uzun ve yorucuymuş. Rüzgar onları ileriye götürse de, sisin içinden geçerken yönlerini kaybetmişler. Tam ümitlerini kaybedecekleri sırada, gökyüzünde yaşlı bir martı belirmiş. Martı, denizin üzerinde uçarken teknelerinin yanına konmuş.

Martı: – Merhaba cesur çocuklar! Nereye gidiyorsunuz bu sisin içinde?

Ali: – Biz “Kayıp Hazine Adası”nı arıyoruz. Efsanelerde anlatılan hazineyi bulmak istiyoruz!

Martı kanatlarını çırparak gülmüş: – Bu adayı bulmak hiç kolay değil, ama siz doğru yoldasınız. Ancak adaya ulaşmanız için cesaret, zeka ve dostluk göstermeniz gerekecek. Eğer bunlara sahipseniz, sizi adaya götürürüm.

Ali ve Elif, martının söylediklerini duyunca birbirlerine güvenle bakmışlar. Sonunda martı önde, onlar arkada ilerlemeye başlamışlar. Birkaç saatlik yolculuktan sonra, sis dağılmış ve karşılarında muhteşem bir ada belirmiş. Ada yemyeşil ormanlarla doluymuş, rengarenk çiçekler açmış ve deniz, gökyüzüyle birleşmiş gibi görünüyormuş.

Adanın kıyısına vardıklarında, büyük bir kaya üzerine kazınmış eski yazılar görmüşler. Bu yazılar, bir şifreyi çözmeden hazineyi bulamayacaklarını söylüyormuş. Elif yazılara dikkatle bakmış:

Elif: – Bu bir bilmece olmalı… Sanırım cevap vermeliyiz. Şöyle yazıyor: “Dünyanın her yerinde beni görebilirsin, ama dokunamazsın. Sabah doğar, akşam batar. Kimim ben?”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Sözünü Tutan Aslan Masalı

Ali düşünmüş, Elif ise bilmeceyi çözdüğünü anlamış:

Elif: – Bu güneş! Güneş her sabah doğar ve her akşam batar.

Bir anda kaya yerinden oynamış ve gizli bir mağaranın kapısı açılmış. Ali ve Elif içeriye girdiklerinde, karşılarına büyük bir nehir çıkmış. Nehri geçmeden hazineye ulaşamayacaklarını anlamışlar, ama nehrin üzerinde köprü yokmuş.

Ali: – Nasıl geçeceğiz? Nehir çok derin ve hızlı akıyor!

Tam o sırada, nehrin kenarındaki ağaçlardan bir maymun yanlarına gelmiş. Maymun, akıllı ve yardımsever bir hayvanmış. Elif’e bakarak gülümsemiş:

Maymun: – Size yardım edebilirim. Nehrin karşısına geçmenin yolu, birlikte çalışmak ve dostça hareket etmektir.

Maymun, büyük ağaç dallarından bir köprü yapmalarına yardım etmiş. Ali ve Elif maymunun yardımıyla nehrin karşısına geçmişler. Bu sırada, maymuna teşekkür etmişler:

Elif: – Yardımın için çok teşekkür ederiz. Biz dostluğu unutmayacağız!

Mağarada ilerledikçe yollar daralmış ve karşılarına üç kapı çıkmış. Her kapının üzerinde bir sembol varmış. Birincisi bir güneş, ikincisi bir yıldız ve üçüncüsü bir ay sembolüymüş. Elif durup düşünmüş, Ali ise sabırsızca bir kapıyı açmak istemiş.

Ali: – Hangi kapı doğru? Zaman kaybediyoruz!

Elif: – Sabırlı olmalıyız. Bu kapılardan hangisi geceyi ve gündüzü birlikte simgelerse, o kapıyı seçmeliyiz. Çünkü hazine, doğru zamanla bulunur.

Bir süre düşündükten sonra Elif, ay ve yıldız sembollü kapıyı açmış. Kapı açıldığında karşılarına muhteşem bir hazine odası çıkmış. Altınlar, elmaslar, inciler her yerdeymiş. Ama odanın ortasında, büyük bir kitaba benzeyen bir sandık duruyormuş.

Ali ve Elif, sandığı açtıklarında içinde el yazısıyla yazılmış bir mektup bulmuşlar. Mektupta şu yazıyormuş:

Mektup: – Gerçek hazine, altın ve elmaslar değil, bilgi, cesaret ve dostluktur. Bu hazineyi bulanlar, bu değerleri dünyaya yaymalıdır.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Kırmızı Başlıklı Kız

Ali ve Elif mektubu okuyunca, hazinenin aslında paradan daha büyük bir şey olduğunu anlamışlar. Kitabı ellerine almışlar ve geri dönüş yoluna koyulmuşlar. Döndüklerinde, köylerinde öğrendikleri değerleri herkese anlatmışlar.

O günden sonra, köyde herkes bilgiye ve dostluğa daha çok önem vermeye başlamış. Ali ve Elif ise hayatları boyunca bu değerleri taşımış, cesaret ve dostlukla daha nice maceralara atılmışlar.

Bu masaldan çıkarılacak ders: Bilgi, cesaret ve dostluk en büyük hazinelerdir. Birlikte çalışmak ve doğru yolu sabırla bulmak, başarıya giden yoldur.

Evet çocuklar bu masalımızda burada bitti. Sizde Uyku Masalları yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.

masal gonder

MasalAbi

Masal Abi Olarak Çocuklarıma Okumayacağım Hiçbir Masalı Evlatlarınıza Okumayacağımdan Emin Olabilirsiniz. Bende Bir Baba Olarak Kendi Evlatlarıma Okumadığım Hiçbir Masalı Sizlere Sunmuyorum.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu