9
Altın kanatlı melek Zümra, sakladığı yiyeceklerin yerini unutan üzgün sincaba yardım eder. Sabır ve birlikte düşünmenin gücüyle, yiyecekleri ararken vazgeçmemeyi öğrenirler. Baykuş Amca'nın tavsiyeleriyle sincap, yiyeceklerini sonunda bulur. Yardımlaşmanın ve sabrın önemi, bu masalda vurgulanır.

Altın Kanatlı Melek
Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarlarda, yemyeşil ormanların ortasında, kanatları altın gibi parlayan küçük bir melek yaşarmış. Bu meleğin adı Zümra’ymış. Zümra, ne zaman bir çocuk ya da hayvan yardıma ihtiyaç duysa, ışık gibi onların yanında belirir, altın kanatlarıyla onlara umut olurmuş. Ama bu melek, yalnızca iyilik yapanlara görünürmüş. O yüzden ormanda Zümra’yı görmeyi hayal eden herkes, kalplerini iyilikle doldururmuş.
Bir gün Zümra, altın kanatlarıyla ormanda dolaşırken nehir kenarında hıçkırarak ağlayan küçük bir sincapla karşılaşmış. Sincap, kuyruğunu üzgünce sarkıtmış, gözlerinden damla damla yaşlar akıyormuş. Zümra, tatlı ve yumuşak sesiyle ona yaklaşmış.
“Merhaba, küçük dostum,” demiş Zümra. “Neden bu kadar üzgünsün? Benimle paylaşmak ister misin?”
Sincap, başını kaldırıp Zümra’yı görünce gözleri hayretle açılmış. “Sen… sen Altın Kanatlı Melek Zümra mısın?” diye sormuş.
Zümra, kanatlarını hafifçe çırparak gülümsemiş. “Evet, benim. Şimdi bana ne olduğunu anlatır mısın?”
Sincap derin bir nefes almış ve anlatmaya başlamış: “Bu kış için çok çalıştım. Günlerce ceviz, fındık, meşe palamudu topladım. Hepsini ormanda güvenli bir yere sakladım. Ama… ama… Sakladığım yeri unuttum! Şimdi kış geldiğinde ne yapacağım? Karnım nasıl doyacak?”
Zümra, sincabın omzuna nazikçe dokunmuş. “Sakın üzülme,” demiş. “Bazen herkes bir şeyleri unutabilir. Ama birlikte çözüm arayabiliriz. Hadi, önce sakladığın yerleri hatırlamaya çalışalım.”
Sincap ve Zümra, ormanın derinliklerinde yürümeye başlamış. Yolda yaşlı, bilge bir baykuş olan Baykuş Amca ile karşılaşmışlar. Baykuş Amca, büyük, yuvarlak gözleriyle ikisine bakmış ve gülümsemiş.
“Merhaba Zümra ve küçük dostum,” demiş. “Beni bu vakitte neden ziyaret ediyorsunuz?”
Zümra, baykuşa saygıyla eğilerek sincabın hikayesini anlatmış. Baykuş Amca, başını iki yana sallayarak düşünceli bir şekilde “Hmm,” demiş, “Sincapların genellikle büyük ağaçların köklerine veya yapraklarla kaplı yerlere yiyeceklerini sakladıklarını duymuştum. Fakat bazen sakladıkları yerleri bulmakta zorlanırlar.”
Sincap hemen söze atılmış. “Ama ben çok dikkatliydim! Neden unuttum ki?”
Baykuş Amca, bilgece bir şekilde gülümsemiş. “Unutkanlık, bazen hepimizin yaşadığı bir şeydir, küçük dostum. Önemli olan, bu durumu nasıl çözeceğimizi bilmektir.”
Zümra, sincaba cesaret vermek için elini uzatmış. “O halde, büyük ağaçların köklerine ve yaprakların altına bakalım,” demiş. “Birlikte arayacağız, ve bulana kadar vazgeçmeyeceğiz.”
Böylece Zümra, sincap ve Baykuş Amca, ormanın derinliklerinde yolculuklarına başlamışlar. Önce nehrin kenarındaki büyük söğüt ağacının köklerini aramışlar. Ardından, yaprakların dökülüp rüzgarla biriktiği büyük meşe ağacının altını incelemişler. Her köşe bucağı dikkatle araştırmışlar. Sincap her seferinde biraz daha umutlanmış ama henüz yiyeceklerini bulamamış.
Tam yorulup pes etmek üzereyken, Zümra sincapın elini sıkıca tutmuş. “Hatırla, sevgili dostum,” demiş. “İyilik ve sabır, bazen en karanlık anlarda bile ışık olabilir.”
Sincap, Zümra’nın gözlerindeki parıltıyı görünce içini bir cesaret kaplamış. Son bir kez daha denemeye karar vermişler ve ormanın en eski ağacına, ulu çınarın köklerine yönelmişler.
Köklerin arasında minik bir yuva görmüşler. Sincap heyecanla kuyruğunu sallayarak oraya koşmuş. “İşte! İşte buldum! Yiyeceklerim burada!” diye sevinçle bağırmış.
Zümra, sincabın mutluluğunu görünce kanatları daha da parlamış. “Gördün mü,” demiş. “Asla vazgeçmemek, her zaman sonuna kadar denemek gerekir. Sabırlı olursan, mutlaka bir yol bulursun.”
Sincap, minnetle başını eğerek Zümra’ya teşekkür etmiş. “Sen olmasaydın, asla bulamazdım,” demiş. “Artık yiyeceklerimi saklarken daha dikkatli olacağım ve unutmamak için işaret koyacağım.”
Zümra, sincabın bu kararlılığını görünce tatlı tatlı gülümsemiş. “Unutma,” demiş. “Yardım etmek her zaman iyiliktir ve iyilik kanatlarımı parlatır. Ne zaman zor durumda kalırsan, gökyüzüne bak ve beni hatırla.”
Sincap, gülümseyerek başını sallamış ve Zümra’ya veda etmiş. O günden sonra, ormandaki herkes birbirine yardım etmeyi öğrenmiş. Çünkü anlamışlar ki, yardımlaşma, içten gelen sevgi ve sabır, en zor anlarda bile bir meleği bile parlatabilir.
Zümra, altın kanatlarını çırparak gökyüzüne doğru yükselmiş, bulutların arasında kaybolmuş. Ama onun ışığı, ormanda yaşayan herkesin kalbinde yaşamaya devam etmiş.
Ve böylece, Zümra’nın hikayesi, ormanda nesilden nesile anlatılan bir masal olmuş.
Evet çocuklar bu masalımızda burada bitti. Sizde Eğitici Masallar yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.




