Göl Kenarı Kampı ve Cesaret Çantası Masalı
Mert ilk kez göl kenarında kampa gider ve gece çadırın içindeyken rüzgârın, sazlıkların ve kurbağaların seslerinden korkar. Selin Abla’nın verdiği “Cesaret Çantası”ndaki balon nefesi, su ve not defteri sayesinde sakinleşmeyi ve korkusunu yönetmeyi öğrenir. Yıldızlı gökyüzünü görünce karanlığın sadece korkutmadığını, bazen güzellikleri fark ettirdiğini anlar.


Göl Kenarı Kampı ve Cesaret Çantası
Mert, arabadan iner inmez durdu. Önünde uzanan göl, akşam güneşini içine almış gibi parlıyordu. Suyun üstünde küçük ışık çizgileri koşuyor, kıyıdaki sazlıklar rüzgârla fısıldaşıyordu. Uzakta birkaç ördek sessizce yüzüyor, çam ağaçları gölün kenarında uzun gölgeler bırakıyordu.
Babası bagajı açıp çadırı indirirken, Mert annesine yaklaştı.
“Anne… burada gece çok karanlık olur mu?” diye sordu, sesi biraz kısık çıktı.
Annesi gülümsedi, saçını okşadı. “Karanlık olur ama korkutmak için değil. Dinlenmek için. Hem biz buradayız.”
Mert yine de göle bakarken içi biraz kıpır kıpırdı. İlk kez kamp yapacaktı. Evdeki yatağı, gece lambası, odasının tanıdık sesi yoktu burada. Burada rüzgâr vardı, yaprak hışırtısı vardı, bir de bilinmeyen bir sürü ses…
Babası çadırı kurarken Mert de yere küçük taşlar dizdi. Annesi kamp sandalyelerini açtı. Çadırın kapısı göle bakıyordu; sanki göl, “Hoş geldin,” der gibi sakin sakin duruyordu.
Bir süre sonra Mert’in yanına, babasının arkadaşı Selin Abla geldi. Sırtında küçük bir çanta vardı; ama bu çanta diğerlerine benzemiyordu. Üzerinde minik bir rozet parlıyordu: bir yıldız.
“Merhaba Mert!” dedi Selin Abla. “İlk kampın değil mi?”
Mert başını salladı. “Evet… biraz heyecanlıyım.”
Selin Abla göz kırptı. “O zaman sana bir şey göstereceğim. Buna Cesaret Çantası diyoruz.”
Mert’in gözleri büyüdü. “Gerçek mi?”
“Gerçek tabii,” dedi Selin Abla. Çantayı açtı. İçinden küçük bir fener çıkardı. “Bu, Işık Arkadaşın. Karanlık olunca açarsın.”
Sonra minik bir su matarası çıkardı. “Bu da Sakin Su. Bir yudum alırsın, ‘Ben güvendeyim’ diye düşünürsün.”
Mert dikkatle dinliyordu.
Selin Abla bu kez küçük bir kart çıkardı. Kartın üstünde üç küçük çizim vardı: burun, balon ve bir gülümseme.
“Bu da Balon Nefesi Kartı. Korku geldiğinde şöyle yapıyorsun: Burnundan yavaşça nefes al… sanki karnında balon şişiyor. Sonra ağzından yavaşça ver… balon sönüyor. Üç kere.”
Mert kartı eline aldı. “Deneyeyim mi?”
“Deneyelim,” dedi Selin Abla.
Mert burnundan nefes aldı, karnı biraz yükseldi. Sonra ağzından üfleyerek verdi. İkinci kez daha rahat oldu. Üçüncüde omuzları gevşedi.
“Nasıl?” diye sordu annesi.
“Biraz iyi,” dedi Mert, şaşırmış gibi.
Selin Abla çantadan bir de küçük not defteri çıkardı. “Bu da Cesaret Notu. Buraya kampın en güzel anını yazarsın ya da çizersin. Korku gelince, güzel şeyi hatırlarsın.”
Mert, not defterini sanki özel bir hazineymiş gibi tuttu. “Peki… gece ses gelirse?”
Selin Abla ciddi bir sesle, ama gülümseyerek söyledi: “Sesler kampın dili gibidir. Biz sadece tanımıyoruz. Ama tanıyınca korkutmaz.”
Akşam olunca göl kenarında küçük bir ateş yakıldı. Ateşin çıtırtısı, sanki masal anlatıyormuş gibi tatlı tatlı konuşuyordu. Babası tencereye su koydu; annesi kamp ekmeğini hazırladı. Mert, göle karşı otururken gökyüzündeki renklerin değiştiğini fark etti. Turuncu, pembe, mor… Sonra yavaş yavaş maviye döndü.
“Baba, göl gece de parlayacak mı?” diye sordu.
“Ay çıkarsa parlayacak,” dedi babası. “Ay gölün üstünde yürür gibi görünür.”
Mert’in hayalinde ay, gölün üzerinde minik adımlarla yürüyen bir ışık oldu. Bu düşünce hoşuna gitti.
Gece çadıra girdiklerinde dışarıdaki sesler daha belirginleşti. Rüzgâr çam dallarını okşuyor, uzakta bir kurbağa “vırak” diye sesleniyor, bazen de sazlıklar “şşş” diye fısıldıyordu.
Mert birden irkildi. “Anne… bir ses duydum.”
Annesi hemen yanına yaklaştı. “Hangi ses?”
“Şu… ‘şşş’ gibi.”
Babası kulağını kabarttı. “Sazlıkların sesi. Rüzgâr esince böyle olur.”
Mert yine de içinin titrediğini hissetti. O an Selin Abla’nın verdiği çanta aklına geldi. Çantayı açtı, feneri eline aldı ama yakmadı. Sonra Balon Nefesi kartını çıkardı.
“Ben balon nefesi yapacağım,” dedi.
Annesi sessizce “Aferin,” der gibi başını salladı.
Mert bir… iki… üç… balon nefesi yaptı. Kalbi yavaşladı. Ardından su matarından küçük bir yudum aldı. Sonra da defteri açıp ateşin başındaki anı çizdi: küçük bir ateş, göl ve üstünde yürüyen ay.
“Bak,” dedi annesi, fısıldayarak. “Korku gelince sen ne yaptın?”
Mert düşündü. “Nefes yaptım… su içtim… güzel şeyi çizdim.”
“İşte bu,” dedi annesi. “Cesaret, korkunun hiç gelmemesi değil. Korku gelince ne yapacağını bilmek.”
Bir süre sonra çadırın dışından ince bir ses geldi: “Mert! Uyanık mısın?”
Bu Selin Abla’ydı.
“Evet,” dedi Mert.
“Çadırın fermuarını azıcık açıp gökyüzüne bakmak ister misin?” diye sordu.
Mert yavaşça fermuarı araladı. Dışarıda binlerce yıldız vardı. Sanki gökyüzü, karanlık bir battaniyenin üstüne serpilmiş ışık taneleriydi. Göl de onları aynalamıştı.
Mert’in ağzı açık kaldı. “Vay…”
Selin Abla fısıldadı: “Kampın hediyesi budur. Şehirde bu kadar yıldız görünmez.”
Mert başını salladı. “Ben… artık biraz daha cesurum.”
Annesi gülümsedi. “Çünkü cesaret çantan çalıştı.”
Mert defterine bir cümle yazdı: ‘Karanlık, yıldızları göstermek için var.’
Sonra çadırın içine geri döndü, battaniyesini çekti. Dışarıdaki sesler artık korkutucu değildi. Rüzgâr, sanki “İyi geceler,” diyordu. Kurbağa, “Ben buradayım,” diye haber veriyordu. Sazlıklar da masal gibi fısıldıyordu.
Mert gözlerini kapatırken içinden şunu geçirdi: “Yarın gölde ay yürürken ben de yanında yürüyeceğim… hem de cesaretimle.”
Ve ilk kamp gecesi, yıldızların altında, huzurla geçti.
Göl Kenarı Kampı ve Cesaret Çantası Masalı İle İlgili Pedagojik Formatta Soru Cevap Bölümü
Bu göl kenarı kampı masalındaki soru-cevaplar çocukların hikâyeyi daha iyi anlamasını, karakterlerin davranışlarını değerlendirmesini ve güvenli davranış alışkanlığı kazanmasını destekler.
⚖️ Soru: Mert gece çadırda hangi şeylerden korktu ve korkusu gelince hangi adımları uyguladı?
✅ Cevap: Mert, kamp ortamındaki yeni sesleri (rüzgârın dalları sallaması, sazlıkların “şşş” sesi, kurbağanın sesleri) tanımadığı için kendini güvensiz hissetti ve korktu. Sonra “Cesaret Çantası”nı hatırladı: Balon nefesi yaptı, küçük bir yudum su içti ve güzel bir anıyı (ateş başındaki sahneyi) defterine çizerek dikkatini sakinleştiren bir şeye yönlendirdi. Böylece kalbi yavaşladı, bedeni rahatladı ve korku büyüyüp onu yönetmedi.
Pedagojik Amaç:
- Duyguyu fark etme ve adlandırma (korku/heyecan)
- Nefes egzersiziyle duygu düzenleme becerisini desteklemek
- Zihni “korku senaryosu”ndan güvenli bir odağa yönlendirmek
- Çocuğa “Ben başa çıkabilirim” öz güvenini kazandırmak
Ek Soru (Ebeveyn eşliğinde):
“Sen kamp yaparken bir ses duyup korksan, balon nefesini nasıl yaparsın? Üç kez birlikte deneyelim mi?”
⚖️ Soru: Annesinin “Cesaret, korkunun hiç gelmemesi değil; korku gelince ne yapacağını bilmek” sözü ne anlatıyor?
✅ Cevap: Bu söz, herkesin zaman zaman korkabileceğini ama önemli olanın korkuyu yönetebilmek olduğunu anlatır. Mert korktuğu hâlde kaçmadı; güvenli yöntemlerle sakinleşmeyi seçti. Yani cesaret, “hiç korkmamak” değil; korku gelince kendini toparlayıp doğru davranışı seçebilmek demektir. Mert bunu başardığı için kamp gecesi onun için daha güvenli ve huzurlu geçti.
Pedagojik Amaç:
- Cesareti doğru tanımlamak (korkusuzluk değil, baş etme)
- Öz denetim ve dayanıklılık (resilience) becerisini geliştirmek
- Güvenlik hissini iç kaynaklarla güçlendirmek
- Olumlu düşünme ve çözüm odaklı davranışı desteklemek
Ek Soru (Ebeveyn eşliğinde):
“Senin bir ‘Cesaret Çantası’n olsa içine hangi 3 şeyi koyardın? Her biri sana nasıl yardımcı olurdu?”
Evet, Göl Kenarı Kampı ve Cesaret Çantası adlı masalımızda burada bitti. Sizde Göl Kenarı Kampı ve Cesaret Çantası gibi Macera Hikayeleri yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz göl kenarı kampı tarzı masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.




